Yeni Adresim www.unalyuruk.com
Hacılarla hocalar da silinecek mi?
Bizim memlekette herkes marazi.
Kararın asıl sahibi kim bilmiyorum ama alınan bir karara göre "okul isimlerinden şehit, general, albay, profesör gibi rütbeler ve unvanlar çıkarılacakmış".
Yani diyelim ki, mahallenizde "Şehit Yüzbaşı Bilmem Kim" okulu var. Şehit çıkacak, yüzbaşı çıkacak "Bilmem kim" kalacak. Ya da "Mareşal Fevzi Çakmak İlköğretim Okulu" var. O da "Fevzi Çakmak İlköğretim Okulu" olacak. Profesörlü okul varsa o da öyle.
Durduk yerde bu uygulama niye yapılıyor anlamış değilim.
Anti militarizm desen, profesörler de siliniyor. Üstelik şehitliğin militarizmle alakası da yok.
Bazı şehitlerin Ergenekon soruşturmasında adı geçiyor desen onun da kolayı var. "Yüz kızartıcı suç işlemiş kişilerin adı okullara verilemez, verilirse silinir" dersin olur biter.
Emin olun durduk yerde kuyuya taş niye atılıyor anlamış değilim. Tabii bir de merak ettiğim nokta var.
Madem tüm unvanlar siliniyor, acaba okullardaki "Hacı", "Hoca" unvanları da silinecek mi? Öyle ya pek çok "Hacılı" okul var. Kalkıp kimse bana "Hacı"dan mı rahatsız oldun demesin.
Eğer mesele din imansa, şehitlik hacılıktan çok daha üst bir kavram.
*Fatih Altaylı
Bir Amerikalı gazetecinin gözüyle Atatürk
Heath Lowry, Türkiye'nin Washington Büyükelçiliği'nde, 1921 yılında Atatürk ile röportaj yapan Amerikalı gazeteci Clarence Streit'in anıları ile Anadolu ve Ankara'dan çektiği fotoğraflarla ilgili sunum yaptı.
Üniversitede ''Osmanlı ve Çağdaş Türkiye Etütleri Atatürk Profesörü'' olan Lowry, Kurtuluş Savaşı'nın en şiddetli döneminde Ankara'yı ziyaret eden ilk yabancı gazetecilerden Streit ile kendisinin 1983 yılında tanıştığını söyledi.
Streit'in Türkiye'den döndükten sonra yaşadıklarını el yazısına döktüğünü, ancak adını ''Bilinmeyen Türkler'' koyduğu kitabına yayımcı bulamadığını anlatan Lowry, Streit'in kendisine bu el yazmaları ile fotoğraflarını verdiğini ve yayınlamak üzere anlaştıklarını bildirdi.
-ATATÜRK İLE ÖZEL GÖRÜŞME-
Lowry, Streit'in Türkiye ile ilgili anılarını aktararak, Streit'in Atatürk ile röportajını 3 Mart 1921 yılında Ankara Garı'ndaki konutunda yaptığını kaydetti.
Ankara'ya geldiğinde buranın henüz başkent yapılmaya karar verilmediğini ve onun Atatürk'e başkentin nereye kurulacağına ilişkin soru yönelttiğini dile getiren Lowry, İstanbul'un geleneksel başkentleri olduğunu, ancak 1. Dünya Savaşı'ndan ders aldıklarını belirten Atatürk'ün, meclisin korunabilmesi açısından Anadolu'nun merkezinde bir yere kurulmasını tercih ettiğini Streit'e anlattığını dile getirdi.
Streit'in Ankara'da TBMM oturumlarına katıldığını, kabine üyeleri ve İsmet İnönü ile de görüştüğünü ifade eden Lowry, Streit'in Atatürk ile ilgili izlenimlerini de şöyle aktardı:
''Beni Türk konukseverliğiyle karşıladı. Benimle 2 saat boyunca rahatça Fransızca konuştu. Yakışıklı ve güzel görünümlü bir adam. Çok düzgün giyimli, düzgün konuşuyordu. 40 yaşındaydı ama daha genç gösteriyordu. Geniş alnı, ağız ve çene yapısıyla bir savaşçının hatlarına sahipti ama onu gözlüklü ve kalpaksız gördüğünüzde bir profesör izlenimi veriyordu. Gözlerinde düşlerini gerçekleştiren bir idealist ifadesi vardı. Bende güçlü bir karakter izlenimi yarattı. Yaşam biçimi ve liderliğinde gösterişten, kendini beğenmişlikten eser yoktu. Makam arabası ve konutunu koruyan korumalardan başka, diğer devlet başkanlarının sahip oldukları onda yoktu. Röportajdan sonra çok inandığı ülkesini tanıdım.''
-''HALKLA SAMİMİ''-
Streit'in, TBMM oturumlarından birini izlerken yaşadıklarına da değinen Lowry, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Anlattığına göre, Atatürk içeri yalnız girmiş, boş bir koltuğa oturmuş, çevresindekilerle sohbet etmiş, milletvekilleri seçim bölgelerine göre çağrılırken diğer milletvekilleriyle aynı tonda Atatürk'ün ismi de okunmuş, o da oyunu kullanıp yerine oturmuş. Streit, 'Eğer Atatürk'ü görmeseydim onu orada tanımazdım' dedi.
Atatürk Ankara'da yürürken görülebiliyordu, insanlarla şakalaşırken, konuşurken sıcaktı ve Streit, Atatürk hakkında Batı'daki diktatör suçlamalarının gerçeği yansıtmadığını gözlemledi. Türkiye'de o dönem hiçbir yerde Atatürk fotoğrafını görmediğini dile getirdi.'
'Streit'in Atatürk'e dine yönelik tutumunu sorduğunu belirten Lowry, bu soruyu duyan Atatürk'ün din ve devlet işlerinin birbirine karıştırılmamasının önemi üzerinde durduğunu söylediğini aktardı.
Atatürk'ün, Streit ile röportajında, ABD ile ilişkileri güçlendirmek istediklerini ve ABD halkıyla kendilerini hiçbir zaman savaşta görmediklerini anlattığını belirten Lowry, Atatürk'ün ABD'nin Anadolu ve Ortadoğu'da herhangi bir politik emeli ve amacı olmadığına inandıklarını dile getirdiğini sözlerine ekledi.
AA
TIBBEN DOĞRU SANDIĞIMIZ YANLIŞLAR
BEYNİNİZİN YÜZDE 10'UNUN KULLANIYORSUNUZ
İnsanlar buna 100 yıldır inanıyor. Ama bu aynı zamanda şu demek: İnsanlar 100 yıldır yanılıyor. Yapılan araştırmalarda, çekilen MR filmlerinde teknik olarak böyle bir şeyin mümkün olmadığı görülüyor. Yani beynin aktif olmayan, bir başka deyişle sessizliğe gömülen hiçbir yeri yok. Beynimiz son derece meşgul. Aslında beynimizin yüzde yüzünü kullanıyoruz.
YERE DÜŞEN BİR ŞEYİ HEMEN ALIRSAN YİYEBİLİRSİN
Çoğumuzu yere düşen yemeği beş saniye geçmeden yersek bir şey olmayacağı görüşünde. (Tabii bunu umumi tuvaletlerde yapmadığınızı varsayıyoruz) Fakat bilim adamları ve mikrobiyolojistler, bir seri deney sonucunda bir bakterinin yemeği derhal sardığını ve bunun kusma etkisi yaratacak kadar güçlü olduğunu söylüyor. Bilimadamları tıptaki adıyla 'Salmonella typhimurium'dan bahsediyor. Bu kirli bakteri, halıda, ahşap üzerinde hakimiyetini çoktan ele geçirmiş bir kere. Üstelik 4 hafta boyunca da canlı kalabilme özelliğine sahip.
ÖLDÜKTEN SONRA SAÇ VE TIRNAK UZAR
Bu düşünce sadece bir illüzyondan ibarettir. Siz öldükten sonra vücudunuz kuruyor, deriniz kuruyor ve küçülüyor, buna saç ve tırnak da dahil. Hormonların karışımına ihtiyacı olan saç ve tırnak, beden öldükten sonra yaşayamaz yani uzayamaz.
GRİP AŞISI GRİBE YOL AÇAR
Grip aşısının gribe yol açtığı bilgisi yanlıştır. Grip aşısı sizi korumak için ölü bir virüs kullanır. Ölü virüsler sizi hasta etmez, hastalığa yol açmak için de canlanamaz. Onlar ölüdür. Olan ise muhtemelen aşının kötü etkisine maruz kalmanız, ağrı çekmeniz ve ateşinizin çıkmasıdır. Bu grip değildir. Bu sadece aşı olmanın kötü bir etkisidir.
ÇİŞİNİZ TEMİZ OLMALI
Eğer "uzman"ları dinleyecek olursanız, idrarınızın soluk renkte sarı ve temiz olması gerekmekte. Eğer rengi koyuysa, mutlaka vücudunuz su kaybetmiştir ve günde altı ya da sekiz bardak su içmeniz gerekmektedir.
Bu yarı yarıya doğrudur. Az su içerseniz idrarınızın rengi koyulaşır. Ancak sarı renkteki ürinin vücudunuzda su kaybı olduğunu göstermez. İdrar rengi kişiden kişiye göre değişir. Bu, daha çok ürinin ozmolalitesiyle ilgili bir durumdur. Bu da sıvının içinde ne kadar çok şeyin çözüldüğüyle ilgilidir. Eğer doktorunuz böbrek taşları gibi tıbbi nedenlerden dolayı idrarınızın rengini açmanızı söylüyorsa, bunu yerine getirin.
YUTTUĞUNUZ SAKIZ YILLARCA BAĞIRSAĞINA YAPIŞIK KALIYOR
Sakız, sakız mayası, tatlandırıcı, aroma ve renklendiricilerden oluşuyor. Sakız mayası sindirimi zor bir şey ve mideniz diğer yiyecekleri sindirdiği kadar kolay sindiremiyor onu. Yine de sindirim sisteminizin yuttuğunuz şeylerle başetme konusunda başka bir çözümü var.
Sonuçta tam olarak sindiremediğimiz birçok şey yiyoruz. Bağırsaklarınız bu gibi şeyleri dışarı atabileceği hale gelene kadar içeride hareket ettiriyor, Muhtemelen birkaç gün sonra da boşaltım sisteminiz yuttuğunuz sakızı dışarı atmış oluyor. Yine de çok kısa sürede çok fazla ya da devaba boyutlarda sakız yutarsanız (ki bu çok çok nadir görülebilecek bir durum) sindirim sisteminiz tıkanabilir.
GECE YEMEK YEMEK İNSANI ŞİŞMANLATIR
Sağlık dergileri, yeme alışkanlığınızı değiştirmenizi söylüyor. Öncelikli olarak da gece yemek yememeniz gerektiği. Eğer yatağa gitmeden önce yemek yerseniz, pek çok kaloriyi yakmayacağınız ve metabolizmanızın geceleri yavaşladığı anlatılıyor.
Yapılan pek çok araştırma, asıl önemli olanın günün hangi zamanında değil ne kadar yediğinizin önemli olduğunu ortaya koyuyor. Mesela İsveç'te yapılan bir araştırmaya göre 86 obez erkek ve ortalama ağırlıktaki 61 kadın arasında, ne zaman yemek yediklerine bakılarak bir fark olmadığı ortaya çıkmış.
Aşırı kilolu 2.500 hasta arasında yapılan bir araştırmaya göre de günde üç öğünden fazla yemenin obeziteyle bir ilgisi olmadığı belirlenmiş. Aslında yapmanız gerekn çok basit; vücudunuzun yaktığından daha az kalori alın.
ŞEKER ÇOCUKLARI HİPERAKTİF YAPIYOR
Şu ana kadar en az 12 ayrı çalışma çocukların yiyeceklerinin içindeki şeker seviyesini araştırdı. Fakat hiçbiri az şeker yiyen ya da çok şeker yiyen çocukların davranışları ile arada bir bağlantı kuramadı. Bu araştırmalarda şekerlemeler, çikolata ve doğal şekerler baz alındı. Şekere hassasiyeti olduğu düşünülen çocuklarla yapılan araştırmalarda bile çocuklar, şeker diyeti yapanlardan farklı bir davranış sergilemedi.
UYURGEZERLERİ ASLA UYANDIRMAYIN
Birçoğu bu durumun kalp krizine, şoka ya da beyinde hasara yol açacağını düşünüyor. Bir uyurgezeri uyandırmak onları korkutabilir ve akıllarını karıştırabilir hatta bu duygularla size zarar vermeye de kalkabilirler. Dolayısıyla bir uyurgezeri uyandırmadan yatağına götürürseniz bu yapacağınız en iyi şey olur. Ama onları uyandırırsanız ne kalp krizi ne de felç geçirirler.
EN ÇOK ISIYI BAŞINIZDAN KAYBEDERSİNİZ
Anneniz muhtemelen evden çıkmadan önce size hep "Bereni almayı unutma" demiştir. Hatta Amerikan Ordusu'nun rehberinde bile vücut ısınızın yüzde 40'i ila 50'sinin başınızdan kaybolduğu yazmakta. Eğer bu doğru olsaydı kış mevsiminde başımıza bir şapka takıp, pantolon giymeden dolaşabilirdik.
Muhtemelen bu yanlış bilinen teorinin kökeni ise 50 yıl önce yapılan askeri bir araştırmaya dayanıyor. Kutuplarda hayatta kalmalarını sağlayacak elbiseler verilen deneklerin vücut ısılarını nasıl kaybettikleri ölçülmüş. Tabii deneklerin açıkta kalan tek yeri başları olduğu için en çok ısıyı da başlarından kaybetmişler.
ERKEKLER HER YEDİ SANİYEDE BİR SEKS DÜŞÜNÜR
Ortalama olarak bir erkeğin 16 saat uyanık olduğunu düşünülürse, her erkeğin seksi günde 8 bin defa düşünmesi gerekirdi. Bu, bir insanın uyanıkken aldığı nefesten bile daha çok. Amerika'da yapılan bir araştırmaya göre erkeklerin yüzde 54'ü seksi her gün veya günde birkaç defa düşünüyor. Araştırmaya katılan erkeklerin yüzde 43'ü ise ayda veya haftada birkaç defa düşünüyor. Katılımcıların yüzde dördü ise ayda bir defa düşünüyor.
Aynı soru kadın katılımcılara sorulduğunda yüzde 19'unun her gün veya günde birkaç, yüzde 67'sinin ayda veya haftada birkaç ve yüzde ondördününse ayda bir defa düşündüğünü ortaya koyuyor. Kadınlar erkeklere göre daha az seks düşünüyor. Ancak aradaki fark erkeklerin düşündüğü kadar çok değil.
KÖPEĞİN AĞZI İNSANINKİNDEN DAHA TEMİZ
Hem insan hem de köpek ağızlarında aynı bakteri oranına sahip. Köpeğin ağzının insanınkinden daha temiz olduğu miti, muhtemelen tıp literatüründen geliyor. İlk dönem araştırmalarına göre insan ısırığı ile oluşan yaraların mikrop kapma olasılığının köpek ısırığından daha fazla olduğunu göstermişti. Fakat daha sonra yapılan araştırmalar insanlarla köpeklerin ağzında aynı düzeyde bakteri olduğunu gösterdi.
BİR ŞEYLERİ KALDIRMAK FITIK OLMANIZA YOL AÇAR
Fıtık teknik olarak kasık ya da belinizdeki kasların duvarında bir açılma ya da zayıflamadır. Bir şeyleri kaldırmak fıtığa yol açmaz. Yine de ağır bir şey kaldırdığınızda bu sizin karın bölgenizdeki baskıyı artıracaktır. Eğer zaten fıtığınız varsa bu tarz bir baskı belinizdekilerin deliklerden fırlamasına yol açabilir. Bir şey kaldırmak bu dışarı doğru şişkinliklerin daha kalıcı ve görünür hale gelmesini sağlayabilir.
BÜYÜK AYAKLI ADAMLARIN PENİSİ BÜYÜK OLUR
Hiç büyük ayaklı bir adamın vücudundaki başka uzuvlarının da büyük olabileceğini düşündünüz mü? Kimileri bir erkeğin ayak büyüklüğüne bakıp cinsel organının da büyük olabileceği kanaatine nereden varıyor. Kimileri de el ve burnun buna işaret ettiğini düşünüyor. Bu fikrin kökenini bilimsel verilere dayandıranlar da yok değil. Kanada'da yapılan bir araştırmada 60 erkeğin penis uzunluğu ile boy ve ayak uzunluğu arasında az da olsa bir ilişki olduğu belirlenmiş.
Ancak daha büyük kapsamlı bir araştırmada farklı bir sonuç ortaya çıkmış. İki ürolog tarafından yapılan araştırmada 104 erkeğin ayak numaraları ve penis boyları incelenmiş ve aralarında herhangi bir bağ kurulamamış. Araştırmalar aynı zamanda penis ve parmak uzunluklarının da birbiriyle ilişkili olmadığını gösteriyor. İstediğiniz kadar erkeklerin ayaklarına ve ellerine bakabilirsiniz, ama onlar size 'boyunu' söylemeyecekler, bunu aklınıza yazın.
(Ntvmsnbc)
Sezar Şifrelemesi

Hacker olmak isteyen genç arkadaşlar dikkat etsin!
*Hacker büyük ölçüde sosyal çevresinden kopan kişidir.Sosyal kopuklar yaşayan ve bu sosyal kopuklukları yarattıgı yeni dünysında oluşturmaya çalışan kişidir.
*Hacker geçmişte yaşadıgı olaylarn-bilme arzusu gibi duyguların veya piskolojik-sinirsel vs gibi rahatsızlıkların sonucunda bir dünyaya yitilir.Normal hayatta başaramadıgını kuvvetli oldugu dalda ki sanal alemse mevzu Hackerlıkta başarmaya çalışır.İçindeki öfke yada arzuları tamamlama yoluna gider.
*Konumuz Hacker oldugundan ''Hacker'' lafını bu yazıda çok duymaktasınız.Hackerlık sosyal çevreden yitilmiş-Mutsuz-Kendine yeni bir dünya arayan ;Sinirsel-Piskolojik rahatsızlıkları olan kişilerin herangi bir ugraşıdır.Örnek vermek gerekise;Seri Katil Cinayetleri!Nasıl Seri Katil azınlıksa-Genel sosyal çevrede Seri Katil olmayan guruplar varsa.Hacker da öledir.Genel Sosyal çevrede Normal Porgramlar aracılıgı ile iş yapan ve normal düzlemde vakit öldürenler kullanıcılar çogunluktadır.Bir Seri Katil Hazırsal kullanmaz!Zeka ve Kullanacagı materyalleri zekasına göre şekil verir(Herşey bir planın parçasıdır).Normal bir insan ise nasıl İnternette programa bagımlı ise burdada HAZIR(BİRBİRİNİN AYNI USÜL!) silah ve benzeri objelere bagımldır.Kişi BİRBİRİNİN AYNI USÜL ile hareket eder!Ve olay gerçekleşir.Ve Tekrarlanır.Sadece isimler degişir.
Hacker-Seri Katil gibilr-Tekrarın dışına çıkanlardır.Yani Normalin dışındaki ANORMALLER!Sanalsal versiyonu ise;Hacker program kullanmaz.Porgramlarını''Seri Katil'gibi kendi bulur ve yapar.Hacker bir plan içinde hareket eder.Yani bir yörüngeye saplıdır.Saplantılıdır.Çünkü Hacker ve Seri Katil Gibi kişiler saplantılı olduklarından digerlerinden ayrılılar.Pes etmezler.Bu aşırı ugraş onları sosyal çevreden alı koyar.Alı koydukları için KENDİLERİNE HAS DÜNYALARI VARDIR.ve NERDE NE YAPACAKLARI çok zor KESTİRİLİR.
*-Hacker adlı kişi;Bilg. başında sabahlayan-Konuşma bozuklukları olan-Duygu ve düşüncelerini Anlatmada problem çeken-Hırçın -Öfkeli-Kinli-Saplantılı-Yönetme ve hükmetme istegi olan-Övülmek yada tam gerçekligiyle;Hayatta Başaramadıgı''Kendine Güven Duygusunu veya Kendine İlgi Duyulmasını'gerçekleştirmek için illegal yollara başvuran.Bunlardan en az 3(üç) Mutlaka vardır!Başvurdugu yollarda bu saydıgım Kutsal yada Ebebeyinlikten gelen yaşanmışlık ve bu yaşanmışlıga baglı kalan duygusal açlık oldugundan_>Ugraşılan ugraş bir saplantıya ve kutsallıga dönüşür.Aynısını Seri Katil dede göreceksiniz.Bakın bu piskosu en iyi anlatan seri Katil filmi''Testeredir''Lütfen piskolojiye dikkat.Bunun sanal Versiyonu ise Hackerdır.
Hacker=Hackleri ileSeri Katil ise;Cinayetleri ile vardır.Artık Kendilerinden vaz geçmişlerdir.Bedenden ve zamandan vaz geçiş vardır.Ama hiç bir Hacker ve Hiçbir SeriKatil;Bunları kabul etmez!Çünkü amaç Kutsaldır.Sen onu hiç bir zaman anlıyamazsın.Düşünseli %100 sabittir.Egoları diger insana göre çok büyüktür.Diger insanlarla kıyaslanamaz!Hiç bir hacker ve Serikatil geçilmek istemez!Eger bu olursa sosyal çevrenden ve ebebeyinden yani kısaca yaşanmışlıktaki bastırılmış duygular açıga çıkar ve kontrollerini kaybederler.Ve ugraştıkları şeyi hızlandırırlar.
Hacker Hacklemeyi çogaltır.SeriKatilde Cinayeti!
İster Hacker kötü siteleri Hackledigini İma etsin!İsterse Serikatil Kötü insanları öldürdügünü ima etsin bu saydıgım duygusal birikimler en az 3 belirtisi vardır.(Örnek Testere!BU YÜZDeN VERDİM ÇOK İYİ İNCELENMELİ O FİLM!Sakın film olarak bakmayın Düşünce ve görüş Olarak.Katilin kendini tanımlaması!)Piskolojik rahatsızlıklarda bonustur.
Bu kişiler Sosyal çevrede uyumsuzluklar başlar bir yaşanılmışlıktan dolayı.Ancak Diger İnsanlardan Daha zekilerdir.Yani Buluşsal beyinleri vardır.Buda apaçık bir gerçektir.Kimbilir;Aşırı buluşsal Zeka(zeki) ve yaşanılmışlıklar tıranvalar ve kutsal bir ugraş bu yola saptırılıyor.Hacker ve SeriKatillerin Yaşamı CEHENNEM GİBİDİR.O yüzden ölümü göze alırlar.Ve hatayı bu yüzden yaparlar.Sosyal çevreden o kadar kopuklardır ki!Tek bagımsızlıklık kendileridir.Ve Bu bagımsızlık aşırı öz güven getirir .Amaçta kutsaldır.Ve devleşirler.Buda En büyük hataların habercisidir.Açık verirler.Ama zor yakalanırlar.Hayatları nasıl mı;Kaybedecek fazla şeyleri yoktur.Suyu içtigini hatırlamazlar.İçtigini hatırlasa bile tadını hatırlamazlar(Hayat)O saplantı onları yer bitirir.
SERİ KATİL BEDENİNHACKER SANALIN VİRÜSÜDÜR(YOK EDİCİ-YOK ETMEYE YÖNELİK VİRÜS)Tek fark bu ortak payda saydıklarım ve VİRÜS!
Özenmeyin.Yapamazsınız.Bunlar olmadıkça!Cehennemsel yüke özenilmez.YÜKÜ ÇOK AGIR!
Ayrılığın Hediyesi
Yıldız doğmuş gökyüzü ay aydın
Avutulmuş çocuklar çoktan sustu
Birben kaldım tenhasında gecenin
Avutulmamıs ben.
Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim
Ki bu yaşlar
Utangaç boynunun kolyesi olsun
Bu da benim sana
Ayrılırken hediyem olsun.
Soytarılık etmeden güldürebilmek seni
Ekmek çalmadan doyurabilmek
Ve haksızlık etmeden doğan güneşe
Bütün aydınlıkları içine sezebilmek gibi
Mülteci isteklerim oldu arasıra, biliyorsun
Şimdi iyi niyetlerimi
Bir bir yargılayıp asıyorum
Bu son olsun, son olsun.
Şimdi saat yokluğunun belası
Sensiz gelen sabaha günaydın!
İşi gücü olanlar çoktan gitti
Bir ben kaldım voltasında gecenin
Hiç uyumamış ben
Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim
Ki bu yaşlar
Utangaç boynun kolyesi olsun
Bu da benim sana
Ayrılırken hediyem olsun.
Kafamı duvara vurmadan tanıyabilmek seni
Beyninin içindekileri anlayabilmek ve
Yitirmeden yüzündeki anlık tebessümü
Bütün saatleri öyleyce
Dondurabilmek için
Çıldırasıya paraladım kendimi
Lanet olsun
Artık sigarayı üç pakete çıkarttım günde
Olsun gözüm olsun, ne olacaksa olsun...
Sansürlenen yazı : Al Sana Açılım

Atatürk'ün yatını Yunanlılar kiralıyor

Türkiye için manevi değeri bulunan Atatürk‘ün kullandığı Savarona yatı Yunanlılar tarafından günlüğü 55 bin dolara kiralanıyor. ABD-Kanada ortaklığı dünya devi yat kiralama firması ‘B&Y‘nin Dallas ve Beverly Hilss dışındaki tek şubesi Yunanistan‘ın başkenti Atina‘daki ‘Greece Yachts‘ın İngilizce internet sayfasında yer alan bilgilere göre, ‘Savarona‘, günlüğü 55 bin dolara yaklaşık 82 bin 500 TL‘ye kiraya veriliyor. Özellikle Türkiye Cumhuriyeti için manevi ve tarihi değer taşıyan 78 yıllık yatta tatil yapmak isteyenlerbir hafta için 385 bin, iki hafta için 770 bin dolar ödemesi gerekiyor. ‘www.greeceyachts‘ adlı sitede dört milyon dolara mal olan yapımına Almanya‘nın Hamburg kentinde 29 Temmuz 1930 tarihinde başlanan, 28 Mart 1931‘de denize indirilen, 1938‘de satışa çıkarıldığı İngiltere‘nin Southampton limanından Türk Hükümeti‘nce Atatürk‘ün kullanabilmesi için satın alındıktan sonra Dolmabahçe‘ye getirilen ‘Savorana‘ hakkında bilgilerin yanı sıra Atatürk‘ün fotoğrafı yer alıyor.
Çin’de okutulan lise ikinci sınıf tarih kitabında ATATÜRK şu sözlerle yer almaktadır.
M.Kemal liderliğindeki yurtsever grup, padişahtan ayrılarak, Nisan 1920’de milli bir hükümet kurdu.
O yıl Ağustos’ta padişah, ittifak devletleriyle Sevr Anlaşması’nı imzaladı ve böylece Türkiye, İngiltere, Fransa ve İtalya’nın yarı sömürgesi oldu.
Uzun süren bir savaştan sonra, M.Kemal hükümeti 1922 yılında İngiltere’den destek alan padişahın ordusunu ve işgalci Yunanlıları yendi ve 1923 yılında ittifak devletleri ile Lozan Anlaşması’nı imzaladı. Lozan Anlaşması’nda Türkiye’nin bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü kabul edildi. Yabancı ülkelerin Türkiye üzerindeki egemenlikleri ve ekonomi üzerindeki özel denetim hakları ortadan kaldırıldı. Ayrıca, boğaz bölgesinin tarafsızlaştırılması kabul edildi.
Milli bağımsızlığı kazandıktan sonra, Türkiye Cumhuriyeti kuruldu ve M.Kemal Birinci Cumhurbaşkanı olarak seçildi. Daha sonra M.Kemal bazı demokratik reformlar uyguladı. Siyasi olarak padişahlık sistemine son verdi. Din ve devlet işlerini birbirinden ayırdı. Ekonomik alanda önlemler aldı. Kültür ve eğitim alanında laik eğitimi geliştirdi ve harf devrimi yaptı. Arap alfabesinin yerine Latin alfabesini getirdi. Sosyal olarak tüm eski kötü alışkanlıkları ortadan kaldırdı.
Bu türlü yenilikler ülkenin bağımsızlığını kuvvetlendirdi ve halkı tekrar diriltecek yola girmesini sağladı.
M.Kemal devrimi başarılı bir devrimdir. M.Kemal devrimi Osmanlı İmparatorluğu’nun yüzlerce yıl süren derebeylik sistemini bitirdi ve Türkiye tarihinde yeni bir sayfa açtı.”
Yoruma hacet var mı ..
Küçük Şeyler
Hayat konusundaki bu ayrım tamamen insanoğlunun olaylara bakış açısından kaynaklıdır.Çoğu insan ekonomik koşullar, stress, geçim derdi, gönül yarası gibi kendince haklı nedenlerle hayatın birçok güzelliğini farkedememekte, kaçırmakta hatta geç kalmaktadır.Pozitif düşüncenin yıkıcı değil yapıcı olmanın yeri geldiğinde "polyanna" cılık oynamanın hayata kattığı artılar pahabiçilemez.
Mutluluk insanoğlunun doğasında olması şart olan ekmek su gibi bir ihtiyaçtır.Bunu sağlamanın da tek yolu yarısı su dolu olan bir bardağa baktığında ne görmen gerektiğini bilmektir.Kimi insan o bardağın boş kısmını görerek ona göre zaten kötü olan hayatını bunalımlara ve çıkmazlara sokmaya devam etmektedir ki bu ne ona nede bir başkasına hiçbir zaman bir yarar sağlamayacaktır.Ancak diğer taraftan o bardağın dolu kısmını görerek pozitif bir ruh halini benimserse hayatının her alanında başarılı ve mutlu olacağından şüphe yoktur.
Özetle acılarınız veya buhranlarınız her ne kadar büyük olursa olsun kendinizi küçükte olsa mutluluğa şartlandırın çünkü mutlu olmak her daim sizin hakkınızdır.Ve bunu yapabildikten sonra göreceksiniz ki o küçük şeyler sandığınız kadar küçük olmayacaktır.
Ne demişler mühim olan ebatı değil işlevidir (:
Her yolu deneyip PC sorununu çözemediniz mi ?
1. Dünyada bitek senin başına gelmiştir o sorun.
2. Sorununun çözümü çooook kolaydır ve kimse yazmaya gerek görmemiştir…
((:
TüRqcH€ ß Klavye
Uzun zamandır internette i,ş,ü,ğ,ö,ç, gibi harfleri noktasız kullananlar mevcut. Bu olay kabul edilebilir bir şeydi; kimisi yurt dışında yaşadığı için istesede kullanamıyordu, kimisi de küresel platformlarda yazıştığı için bu şekilde yazı yazmaya alışmışlardı. Zamanla, sesli harfler yutulmaya başlandı, yine Polyannacılık oynadık ve “günde zilyon saat yazı yazıyor, hızlı olması lazım” dedik. Sonra bir baktık, lûgattan a,s,ş,c,ç,k,v,e,b gibi harfler silinmiş yerlerini @,$,ch,j,q,w,€,ß gibi Türk Alfabesi’nde bulunmayan harf ve semboller almış. Bu noktaya kadar herşey kabul edilebilir biçimdeydi, sonuçta hepimiz kısaltmaları kullanıyoruz. Dünya çapında anti-asl* bir gruba rastlamadım şahsen :) Fakat olay mantığı aştı, “hızlı yazması lazım heralde”yi geçti ve mümkün olduğu kadar farklı ve okunaksız yazmaya geldi. Bu değişime karşı ufak mırıldanmalar oldu fakat, kimse doğru düzgün “DUR” demedi bu olaya. Tikkylerle başlayan bu anlamsız akım, günümüzdeki popülerliğine kapılan ve kendilerine “emo” diyen bir grup (büyük bir grup) insan tarafından sürdürülmeye hatta geliştirilmeye devam etti.
Peki bu durumdan kimse rahatsız olmuyor mu ? Elbette rahatsız olanlar var, fakat gerekli tepki gerektiği şekilde gösterilmiyor. Ben, İzmir’de bir türkü barda “Ahmet Kaya - Şafak Türküsü”nü istek olarak ilettiğim zaman “Burası Türkiye, Ahmet Kaya çalmayız biz” cevabını aldığımı hatırlıyorum. Peki aynı Türkiye, neden bu denli büyük ve saçma bir davranışa tepki göstermiyor?
Peki ne yapmalı? İnternet irili ufaklı, 100 hitli 500bin hitli bu site gibi sitelerden oluşuyor, e bu siteler de yerden bitmiyor. Hepsinin yöneticileri (webmasterları) var. Bu şekilde yazı yazan, kişiliği oturmamış insanları sitelerimizde barındırmayacağız. Ben kendi sitelerimde bu gibi kişileri barındırmayacağıma söz veriyorum, ya siz? Ben yorum yazdırmam, forumu olan üyeliğini yasaklar, arkadaşlık sitesi olan arkadaşlarına mesaj atmasını engeller, RPG oyunu olan para kazanmasını engeller… Bu şekilde seve seve olmasa da “bir şekilde” Türkçe yazmayı öğretiriz.
Geçmişini bilen herkesin tepki göstermesi gerektiği bir konu hakkında yazdığımı düşünüyorum. Sonuçta bir sayısal öğrencisi olaraktan kimseye tarih dersi vermeye niyetim yok. Fakat, ilkokulda her gün “Andımız”ı okuyan, her pazartesi cuma “İstiklal Marşı”nı okuyan, o sıraya her oturduğunda karşısında M. Kemal ATATÜRK’ü gören bireyin böyle önemli bir konuda duyarlı olması gerektiğini düşünüyorum. Yanlış düşünüyorsam “߀ni z€Rr€ ilqil3ndirmes, s!zin TüRqcH€nis ic!n kıLıMı kıPırD@tm@m” diye yorum yazın bu mesaja ben anlarım…
Adınızın Çince Karşılığını Merak Ettiniz mi ?
A- ka * B- tu * C- mi * D- te * E-ku * F- lu * G- ji * H- ri * I- ki * J- zu * K- me *L- ta * M- rin * N- to * O-mo * P- no * Q- ke * R-shi * S- ari * T-chi * U- do * V- ru * W-mei * X-na * Y- fu * Z- zi
Benim ki "dotokata" (:
Hacklemek Hiç Bu Kadar Kolay Olmamıştı (:
Açılan Konu :
Arkadaslar forum kurallarına aykırı olmadığını
düşünerek
tr.gg sitelerinin nasıl hacklendiğini sormak istiyorum.. kesin bir bilgisi olan varmı ??
Verilen Cevap :
çok basit hack yaz bir boşluk bırak site adını yaz 3458'e
gönder HackCELL senin yerine hacklesin
Bu Film Başlamadan Bitsin !!
Konular berbat oyunlar abartılı tiyatronun o havasından son derece uzak.. Benim için tam bir felaketti diyebilirim.Çok Güzel Hareketler Bunlar ekibinin başlattığı furyanın devamı niteliğindeki bu program maalesef ki o arkadaşların yakınından bile geçememiş..
Alpamis (Bamsi Beyrek) Kimdir ? Nedir ? Necidir ? vs.vs.vs ???
Bir anlatisa gore; Alpamis(Bay Boyrek) Oguz'un ogullarindan Ay Han'in ogludur.
Ay Han'in oglu olmazdi. Bunun icin de cok uzuntulu idi. Birgun yanina veziri (Balcik Han) geliyor. Ay Han'a seyahat tavsiye ediyor. Ikisi yola cikiyor. Bir yerde Hizir ile karsilasiyorlar. Hizir onlara iki elma vererek kayboluyor. Elmanin birisini Ay Han, digerini de karisi yiyor. Nihayet bir erkek cocuklari oluyor. Adina da Bay Boyrek diyorlar.
Bir anlatisa gore de; Bay Börü ile Bay Sari adindaki iki urk Beyinin cocuklari olmustu. Bunlar kirk gun Allah'a yalvariyorlar. Sonunda Bay Boru' nun, Hakem(Alpamis) adinda bir oglu, Bay Sari'nin da (Ay Barcin) adinda kizi oluyor. Ayni yasta olan bu cocuklari kucuk iken nisanladilar, henuz ucer yasinda iken okula verdiler. Alpamis yedi yasina gelince okuldan alindi. Ona beylik usulleri ile, beyler nasil hareket etmelidir, gibi isler ogretildi. Ok talimleri yaptirildi. Nihayet maceralar basladi:
Alpamis Kalmuk'larla savasa girdi. Bu sirada (Askara) adindaki dagin tepesini bir ok atarak ucurdu. Ama yolda bir ak otagda guzel bir kizla uyumakta iken Kalmuk'lar bastilar, Alpamis'i esir ettiler. Goturup bir zindana attliar. Obur taraftan Kalmuk Han'in kizi Alpamis'a asik olmustu. Onu kurtarmak yollarini aradi, bulundugu zindana uzun bir ip sarkitarak onu zindandan cikartti. Alpamis'in Çobar yahut Benliboz adinda bir ati vardi. O ati da hazir buldular. Alpamis atina bindi. Tekrar Kalmuk'lara hucum ederek onlari perisan etti. Bundan sonra memleketine donunce sevgilisi Aybarç'in'i kolelerinden birinin almak uzere oldugunu ogrendi. Dugun hazirliklarinin yapildigi sirada ve eglenceler devam ederken, Alpamis bir ozan kiyafetine girerek Aybarçin'in bulundugu cadira yaklasti. Elindeki sazi calarak cadira dogru siirler soylemeye basladi. Bu sirada cadirda Bademca adinda bir kadin vardi. Biraz kekeme idi. O da Alpamis'e siirle cevap verdi. Alpamis tekrar soyledi. Sonunda gelinin bulundugu cadira alindi. Orada eglenceler, oyunlar devam ederken, bir kosede yaslar icinde bulunan gelin Alpamis'i tanidi. Bundan sonra ikisi de birbirine atildi. Herkes sasirdi. Alpamis da sevgilisni alarak babasinin yanina gitti, onu nyerine gecti.
"Zıkkım" Yemekteyiz ..
Bizler nasıl bir toplum haline dönüşmüşüz böyle hayrete düştüm milyonlarca insanın gözleri önünde oynanan "Dallas"vari bir oyuna dönüşmüş program tamamen.Yemeklerin lezzeti yada kalitesi kimsenin umrunda değil herkeste bir "gurme" havası hele o puanlar aman tanrım 4'ün üzerine kimsenin çıkamaması için taştan yemek yapması gerekir.(Benim sucuklu yumurtam 10 üzerinden 6 alır ya :))
Velasıl kelam bu toplumda herşeyin önceden belirlenmiş hazin sonu gibi bu programında "cıvkını" çıkartmayı başarmışız.Yapılandan çok entrikalar sarmış dört bir yanı, popülizm yesin "zıkkımı" ..
Sormak, Sorgulamak
Bu fikirler hele ki din üzerinde olduğu zaman bugunkü gibi birçok zırvalara temel olurşturmakla bereber çok büyük bir tehlike de arz etmektedir. Yüce dinimiz İslam akla ve bilime ne kadar önem verdiyse insanlar dogmalara o kadar önem verip herhangi birinin bir zırvasını Allah'ın emri kabul etmekte hiç zorlanmamaktadır.
Düşünün,araştırın,sorun ve sorgulayın ki doğrudan sapmayın en önemlisi ise sorgulamadan hiçbirşeye inanmayın ..
Ne Olcak Bu Gençlik ..
- Abi buraya gelince hacker olunuyor değil mi ?
- Hehe .. Yok kardeşim öyle birşey :)
- Ama abi bizim mahalledeki Ömer öyle dedi onun abisi hacker ..
- Kandırmışlar seni kardeşim burda hacker filan olmuyor kimse ya :)
- Yalancı büyüyünce görüşcez seninle :@
- S.git lan manyak mısın nesin :@
:)))